|
Salıpazarı ilçesinin bugün bulunduğu yerde ilk başlarda bir kaç ev
varken, Canik dağlarından Çarşamba’ya
pazara giden köylüler yolun ortasında bulunan bölgede konaklama ihtiyacı
duyarlar. Bölgede kalmak için ev yaparlar. Bölgede ev sayısının artmasıyla bu
cevrede de pazar ihtiyacı oluşur. 1960'larda kurulan ilk pazar salı günü
kurulduğu için bölgenin adı Salıpazarı diye anılır. 1973 yılında, Alanyaykın, Düzköy ve Bereket köylerinin birleşmesiyle
Çarşamba ve Terme ilçelerinden ayrılarak belediye olur. 1988 yılında da ilçe
teşkilatı kurularak Samsun’a ilçe olarak bağlanmıştır. Salıpazarı, uzunca bir
zamandır ilçe olmasına rağmen merkez nüfus 6500, genel nüfus da 24500 civarındadır.
Nüfusun bu denli düşük olması ilçenin büyük şehirlere çok fazla göç veriyor
olmasındandır. Nüfusun büyük çoğunluğu Türk'tür. İlçe de ayrıca Gürcü, Çerkez
ve Laz vardır. Bunların çoğu 93 harbi denilen Osmanlı-Rus savaşları sonunda
bölgeye gelmişlerdir. 1. Dünya savaşından önce yörede Ermeni ve Rumların
yaşadığı bilinmektedir. Buna rağmen ilçede bunlara ait tarihi eser çok az bulunmaktadır.
Bunların bir kısmının gömülü hazine olduğu rivayeti vardır. Bölgede 1. Dünya
savaşı zamanında Türkler ve Ermeni çeteleri arasında çatışmalar yaşanmıştır.
Ancak Kuvay-i Milliyenin bölgeye müdahalesiyle Ermeniler bölgeyi terk etmek
zorunda kalmıştır. Günümüzde bölgedeki Türkler, Gürcüler ve Çerkezler
birbirlerine kaynaşmış olup hiç bir sorun oluşmadan birlikte yaşamaktadırlar.
Bu da bölgeye kültürel bir canlılık yaşatmaktadır.
TARİHİ YAPILAR
Salıpazarı ilçesinde sanat değeri olan yapılar yoktur. Merkezdeki camiler
cumhuriyet dönemi yapılarıdır.
Garpu Kalesi : Cevizli - Konakören
köyleri arasında yer almaktadır.Garfu yada Gerfu adıyla da bilinir. M. Ö. 7.
yy' a ait olduğu ileri sürülmektedir. Bir rivayete göre Amazonlara aittir.
Klasik anlamda bir kaleye benzememektedir. Kalede üzeri taşla kapatılmış iki
kuyu bulunur. Önemli bir mimari kalıntı yoktur, kapı ve merdiven izleri
ile ilgili taş örgüye benzetilen bir kısım vardır. Giriş kapısı kayadan oyularak,
merdivenler ise kayaların yontulması suretiyle yapılmıştır. 
Albak
köprüsü ve Camii: İlçe merkezine1 km uzaklıktadır. Yeşil
çayının derince bir kayalıktan geçmesiyle oluşmuş doğal alanda eski ağaçtan bir
köprü vardır. Bu alanın yanındaki tahta camiyle birlikte güzel bir gezinti
yeridir.
Çağlayan
Köyü:
Adından da anlaşılacağı gibi der yatağına kurulu
olan köyde çok sayıda şelale vardır.İlçeye uzaklığı7 km' dir. Köyde ayrıca
alabalık üretim çiftliği ve lokantası vardır.Yolların kötü olması
şelalelerin yeterince ilgiyi çekememesine sebep olmaktadır.
Hasan
Tekke:Şehir merkezini tepeden gören bu tekke kurtuluş
savaşında bu alanda şehit düştüğüne inanılan Hasan adındaki bir zata
aittir.Kıbrıs çıkarması sırasında buradan kırmızı bir ışığın çıkıp Kıbrıs
tarafına gittiği söylentisi vardır.Mezarın bulunduğu tepeye Hasan tekke adı
verilmiştir. Mezar tepenin tam zirvesindedir.Ayrıca bu tepe Salıpazarı ve
Çarşamba ilçelerinin manzarasını seyretmek için çok uygun bir
yerdir. Bunlarla birlikte bazı köylerde tekke olduğuna inanılan çok
sayıda mezar vardır.
Değirmen
:
Gökçeli mahallesinde 500 yıllık bir değirmen vardır.
Kesme taştan yapılmış olan kemeri hala yıkılmamıştır. Bugün yine un değirmeni
olarak faaliyet göstermektedir.
Camiler
:
Çatak Ahmet Ağa köyündeki (Gökçeli Mah.) 115 senelik
bir camidir. Ayrıca Yeşil köyü, Kayadibi. Kızılot köylerinde de 300-400 senelik
ahşap camiler vardır.
Türbeler : Samzama kadem ve Topal Hacı türbeleri
vardır. Halk tarafından çok saygı gösterilip, evliya kabul edilen kişilere
aittir.
Bir de Eğri Kale (Çıngırdaklı Kale) söylentisi vardır.
Salıpazarı ilçesinin Kırgıl köyündeki kale, inanışa göre kul yapısı değildir.
Bunu Nuh Peygamber zamanında gemilerin bağlanması için Tanrı yapmıştır. İlk kar
buraya yağar, üstüne duman çökerse havanın bozacağına inanılır.
|